Türkiye’de illüstrasyon ve çizgi roman’ın değeri üzerine

https://www.facebook.com/groups/originalartworkfanart sayfasında Suleyman Sipahi’nin

”Bu ay Christies acik artirma evi tarafindan acik artirmaya cikarilacak orijinal cizim cizgi roman sayfalari ve kapaklari.En ucuzu 2000 Euro dan baslayip Uderzo Asterix ic sayfasi 150,000 Eur lara kadar ucmus durumda yakin donem bizde de yayinlanan Djinn cizgiroman ic sayfasi bile 5,000 Eur dan satista (daha da yukari satilabilir.Turkiye de bu isler niye yayilmiyor tartisalim mi ?
Neden sanat bizde degerli degil ?
Tamam ortalama gelirimiz cok dusuk ama zenginlerde almiyor – ilgi gostermiyor. ”

sorusuna yazmış olduğum cevabım :

Bu konuda Türkiye’yi diğer ülkelerle kıyaslamak elbette zor.Amerika ve japonyada çizgi romanlar animeler kültürel değer taşıyor.Zamanla oturmuş , sineması , tv dizileri, animeleri , müziği , edebiyatıyla birleşmiş bir altyapısı var.


Türkiye’de ise bir dönem karaoğlanlar v.s ile bir hayran kitlesi yakalansa malesef toplumun geneline ulaşamamış,ulaşılsada sinema uyarlamaları v.s olsada devamı gelmemiş.Sonrasında Çizgi roman – karikatür v.s üzerine yogun bir okuyucu ancak leman – Lombak v.s dergilerle bir ilgi olsada internetin okuma alışkanlığı üzerindeki negatif etkisiyle o dönemde sanki kapanmış.Tabiki o dönemleri bu dergileri , çizgi romanları takip edenler , ordaki çizerlere Galip Tekin , Kenan Yarar v.s ustalara değer verecektir.

Ancak dünyada bir gerçek varki bir işten anlamayan, ilgisi olmayan için dünyanın en değerli sanat eseride olsa çizimin içerisinde evrenin sırrınıda anlatsan ( misal : ) o kişini verdiği değer , hayranlık o kişinin yaşadığı topluma , değer yargılarına , sanat hakkındaki görüşlerine , çocukluğundaki resim olarak aklındaki düşünceye bağlı kalıyor.Hepimizin yaşadığı sizin çiziminize bakıp, ordaki derinliğe yada hikayeye bakmadan benim portremide çizer misiniz ? sorusu bu durumu çok daha iyi anlatıyor aslında.Ülkemizde sanat diyince akla ya trt2’nin katkılarıyla Bob Ros’un manzara resmi, yada işte portre olarak düşünülüyor.

Her insanın kendi algı çerçevesinde karşısındaki eseri algilaması sonucunu unutmamak gerekir.
Bunun edebiyattaki karşılığıda Kafka’nın Dönüşümü sadece ordaki böcekle geçen basit bir öykü gibi düşünmek gibi ,aynısını müziktede klasik müziğin çok az bir kitle tarafından sevilmesini kimileri tarafından zırıltı gibi görülürken bir mahlerin , chopin’in o muazzam dahilinin o müziği bilen tarafından takdir edilmesini örnek gösterebiliriz.
Bütün bunların çözümüne gelirsek yine eğitim diyorum.İlkokullardan başlayanresim derslerinin boş zaman geçirmek için bir fırsat olarak görülmesi, sanatsal eğitimin yine matemetik v.s kadar değerli olmamasına kadar gidiyor.Tv’ların bu konular üzerinde reyting yapmadığı sanatsal anlamda topluma birşeyler katmak gibi bir kaygılarının olmaması gibi pek çok sebebide sıralayabiliriz.
Ücret konusunda ise Türkiyedeki sanat camiasının ise abuk sabuk resimler bile milyonlara satıldığı isim ,popüler, kendi dünyalarında dönen bir pazar gibi bir durumda var , o konuyada zaten girmek istemem.O kişilere sorsanda çizgi roman v.s sanattan v.s görmezler.Tabiki bizler gibi üreten , yeni birşeyler yapan dünyayı takip eden çizerler içinde bununda çok önemi olmuyor….

Ülkemizde bu anlamda eğitimden, tv’lara kitap okuma alışkanlıklarına kadar pek çok şey var.
Facebook’ta gazetelerde çizgi roman görmek istiyoruz diyen guruplar bile var ama işte bir fayda etmiyor.Arz talep meseleside var.
Ama yinede son yıllarda internet ve bu tip sanatsal oluşumlar sayesinde artık herkesin
dünyanın heryerindeki eserleri görüp genç nesillerinde azda olsa bu yolda yürümeleri zaman içerisinde birşeyler değiştirebilir diye düşünüyorum.Elbetteki Unbrekable ( ölümsüz ) filminin çizgi roman sahnesindeki gibi dünyanın neresinde olursanız olun , bir eserin değerini ancak o eserden anlayan bilgi sahibi olan ilgi duyan, eserin altındaki emeği ve düşünsel altyapıyı görebilecek kişilerin olduğu kadar olmaynlarında varolduğunu bilmek gerekiyor sanırım : ))